Web Content Viewer Header SGK

Actions
Loading...

Web Content Viewer Content SGK

Actions
Loading...

Antibiyotikler

Antibiyotik Nedir?
Antibiyotikler, bakteriyel enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde kullanılan ve insan sağlığı açısından çok büyük öneme sahip ilaçlardır. Kelime anlamı ile “antibiyotik” terimi, “hayata karşı” demektir. Bu kimyasal maddeler, bakterilerin çoğalmasını önlemekte ve bazen de bakterileri öldürmektedir.


Tek Bakteri Türüne Karşı Etkili Antibiyotikler
Bazı antibiyotikler, sadece kısıtlı sayıda farklı bakteri türü ile savaşabilecek şekilde geliştirilmiştir. Bunlara “dar spektrumlu antibiyotikler” denir. Doktorunuz, tam olarak hangi tür bakterinin sizin hastalığınıza neden olduğunu bildiği durumlarda bu tür antibiyotikleri reçeteler. Bu antibiyotikler, diğer yararlı veya zararsız bakterilere saldırmadıkları için, tedavilerde kullanılmak üzere en uygun antibiyotiklerdir.
Birçok Bakteri Türüne Karşı Etkili Antibiyotikler 
Diğer antibiyotiklerin geniş spektrumlu etkileri vardır. Pek çok bakteri türüne etki ederler ve bu nedenle “geniş spektrumlu antibiyotikler” olarak adlandırılırlar. Doktorunuzun hastalığınıza neden olan bakteri türünü tam olarak saptayamaması veya pek çok farklı türde patojenin bir arada bulunması gibi bazı durumlarda bu antibiyotiklerin kullanılması gereklidir. Bu antibiyotiklerin sakıncası, yararlı veya zararsız bakterileri de öldürme eğiliminde olmalarıdır.


Antibiyotik direnci nedir?
Antibiyotik direnci bir mikroorganizmanın antibiyotiklerin etkilerine karşı durabilme yeteneğidir. Antibiyotikler, bakteriyel enfeksiyonların önlenmesinde ve tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Antibiyotik direnci, bu ilaçların kullanımıyla bakterilerin DNA’sının değişmesi sonucunda ortaya çıkar. Direnç geliştiren bakterilerin sebep olduğu enfeksiyonların tedavisi daha zordur. Yeni ilaçlar geliştirilse dahi, ilaçların yanlış kullanımına ilişkin bir davranış değişikliği olmadığı sürece, antibiyotik direnci önemli bir tehdit olmaya devam edecektir.
- Antibiyotik direnci sağlık, gıda güvenliği ve kalkınmanın önündeki en büyük global tehditlerden biridir.
- Antibiyotik direnci her yaş grubundan ve her ülkeden herkesi etkiler
- Antibiyotik direnci oluşması doğal bir süreçtir, ancak insan ve hayvanlarda yanlış antibiyotik kullanımı bu süreci, hızlandırır.
- Zatürre, tüberküloz ve belsoğukluğu gibi pek çok enfeksiyonun antibiyotiklerle tedavi edilmesi, antibiyotiklerin etkililiği azaldığı için giderek zorlaşmaktadır.
- Antibiyotik direnci, hastane yatış sürelerinin uzamasına, tedavi maliyetlerinin artmasına ve mortalitenin artmasına yol açmaktadır.

TOPLUMDA ANTİBİYOTİK KULLANIMINDA YAPILAN HATALAR
Ülkemizde antibiyotiklere karşı direnç gelişmesinde en büyük etken, toplum içinde hekimlerin bilgisi dâhilinde olmayan antibiyotik kullanımları olmaktadır.
Toplumdaki en büyük yanılgı, kişilerin yakınları tarafından kullanılan antibiyotik hakkında yakınlarından aldıkları olumlu görüşe dayanarak, hekim ya da eczacıya danışmadan antibiyotik kullanılmasıdır.
Eczacı ve hekim kontrolünde olmadan, bireylerin kendisi tarafından başlanan antibiyotik tedavilerinde, hastalığın belirtilerinde iyileşme görüldüğünde ilacın erken kesilmesi nedeni ile tekrarlayan enfeksiyonların ortaya çıkması ve bu nedenle artabilecek antibiyotik direncinin olumsuz etkileri, yanlış antibiyotik kullanımlarında karşılaşılan diğer sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Özellikle kış aylarında karşımıza çıkan virüs kaynaklı üst solunum yolu enfeksiyonlarında (grip ve soğuk algınlığı vakalarında) gereksiz olarak kullanılan antibiyotiklere karşı gelişen direnç, yine istenmeyen bir durumdur. Antibiyotiklerin virüs kaynaklı enfeksiyonların tedavisinde rolü olmadığı bir gerçektir.
Ebeveynlerin, hastalanan çocukları konusunda hassasiyetleri nedeni ile hekimlere antibiyotik yazma konusundaki duygusal baskıları da gereksiz ve hatalı antibiyotik kullanımlarını destekleyen bir başka faktör olarak karşımıza çıkmaktadır

 YANLIŞ İLAÇ KULLANIMI ÖNEMLİ BİR SORUN MU?

Dünyada yanlış, gereksiz ve etkisiz ilaç kullanımı çeşitli boyutlarda sorunlara yol açmaktadır. İlaçların yanlış kullanımı, hastalıkların tedavilerinin zorlaşmasına, yan etkilerinin artmasına, kaynakların gereksiz tüketilmesine, direnç gelişimi nedeniyle tedavilerin ekonomik ve sosyal maliyetinin artmasına sebep olmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünyada ilaçların yarısından fazlasının uygun olmayan şekilde reçetelendiğini, temin edildiğini ve satıldığını ve hastaların yarısının ilaçları doğru şekilde kullanılmadığını belirtmektedir. Dünyada antibiyotiklerin yanlış kullanımı da önemli bir sorundur. DSÖ, antibiyotiklerin yanlış kullanılmasının antibiyotik direncine neden olduğunu, bu sorunun küresel bir tehdit oluşturduğunu açıklamaktadır. DSÖ, oluşan bu direncin tehlike yaratacağı konusunda ülkeleri, sağlık çalışanlarını ve insanları uyarmaktadır.

Araştırmalar, ülkemizde de yanlış ilaç kullanımının önemli bir sorun olduğunu göstermektedir.  Bunun nedenleri aşağıdaki şekilde sıralanabilir;
• Dünya nüfusunun çoğunda olduğu gibi ülkemizde de sağlık okuryazarlığının düşük olması,
• Farklı medya kanallarında hastalıklar ve ilaç kullanımı konularında bilimsellikten uzak ve hatalı bilgilerin bulunması,
• İlaçların pek çoğunun reçetesiz olarak kolaylıkla ulaşılabilir olmasıdır.

Vatandaşlarımızın gerek hastalıklar gerekse kullandıkları ilaçlar hakkında yanlış bilgilenmesi, hekim ve eczacı gibi sağlık profesyonellerine baskı olarak yansımakta, reçetesiz ilaç teminine ya da daha önce kullanılmış olan ilaçların reçetelere eklenmesi için taleplere sebep olmaktadır.
 
“Akılcı İlaç Kullanımı”, DSÖ tarafından; kişilerin hastalık bulgularına ve bireysel özelliklerine göre uygun ilaca, uygun süre ve dozda, en düşük maliyette ve kolayca ulaşabilmeleri olarak tanımlanmıştır. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve ilgili tüm kuruluşlar, başta antibiyotikler olmak üzere ilaçların akılcı kullanımı için yoğun bir kampanya başlatmışlardır.

Ülkemizde “Akılcı İlaç Kullanımı” konusunda birçok faaliyet gerçekleştirilmektedir:
• Sağlık Bakanlığı, vatandaşlarımızın sağlık okuryazarlığı düzeyinin yükseltilebilmesi amacıyla sağlık çalışanları ve vatandaşlarımız için eğitim programları hazırlamakta ve uygulamaktadır.
• Antibiyotiklerin gereksiz kullanımının azaltılması için hızlı antijen testi gibi tanı testlerinin kullanımının yaygınlaştırılması konusunda çalışmalar yapılmakta ve eğitimler verilmektedir.
• Antibiyotiklerin reçetesiz satılmasına sınırlama getirilmiş olması da gereksiz kullanımın azaltılması ve oluşabilecek direncin engellenebilmesi açısından önemli bir adım olmuştur.
 
Antibiyotiklerin akılcı kullanımı ve bunların hekim reçete etmedikçe kullanılmaması gerektiği konusunda halkın bilinçlendirilmesi için en önemli rol, vatandaşlarımızla sürekli iletişim halinde olan aile hekimlerine ve eczacılara düşmektedir.

Aile hekimlerinin, hastalarına tedavi verirken akılcı ilaç kullanımı kurallarına bağlı kalmaları, antibiyotik reçete ederken geçerli/güncel tedavi protokollerini takip etmeleri, imkan dahilinde ise kültür, antibiyogram ya da serolojik testlere dayalı olarak antibiyotik seçmeleri, ampirik tedavide olası etkenlere yönelik mümkün olduğu kadar dar spektrumlu antibiyotikleri tercih etmeleri yerinde olacaktır.

Hekim ve eczacılar tarafından ilaçların kullanımı ile ilgili olarak hasta ve hasta yakınlarının anlaşılır bir şekilde bilgilendirilmesi tedaviye uyum açısından çok önemlidir. Hekimin önerisi sonrası reçete ile alınan ilaçların hastalar tarafından önerilen dozda ve doğru zaman aralıklarında kullanılması için eczacıların da önerileri tekrarlamaları doğru uygulamaya katkı sağlamaktadır.

Tedavi sürecinde sonuçların hekim tarafından izlenerek, gerektiği durumlarda tedavinin değiştirilmesi ya da süresinin uzatılması değerlendirilmelidir.
 
Ülkemizde son zamanlarda hekimlerin ve hastaların konuya olan hassasiyetlerinin artmış olduğu gözlenmektedir. Bu proje ile vatandaşlarımız ve sağlık çalışanlarının akılcı antibiyotik kullanımı konusunda farkındalıklarının artırılmasına katkı sunulması amaçanmaktadır.

 
SAĞLIK PERSONELİNİN ANTİBİYOTİK REÇETELEMEDE YAPTIĞI HATALAR
Bazı hekimlerimizce genel olarak hastalarına yeterli zaman ayıramamaktadır. Doğru bir muayene için, hastaya yeterli süre ayrılması gereklidir ve hastaya yeterli süre ayrılması antibiyotik kullanımında önemli bir kalite göstergesidir. Sağlık hizmeti veren kurumların, hastaya yeterince zaman ayrılıp ayrılmadığını kontrol etmeleri, dolaylı yoldan akılcı antibiyotik kullanımını da olumlu etkileyecektir.
Sağlık çalışanları çoğu zaman, antibiyotik yazmadan önce gerekli kültür, antibiyogram gibi laboratuvar testlerini istememektedir.
Göz ardı edilemeyecek diğer bir gerçek de ilaç firmalarının ticari kaygılar ile bazı hekimler üzerinde oluşturduğu antibiyotik tüketim baskısı olmaktadır. Ayrıca hekimler arasında, yeni çıkan bir ilacın bilgisini ilaç firmaları aracılığıyla edinenler vardır. Bu durum, ilaç firmaları tarafından öne çıkarılan ilaçların daha ön planda olmasına neden olmaktadır. Bu sebeple, ihtiyaç dışında reçete edilen antibiyotiklerin kullanımından doğan sonuçlar olumsuz bir tablo oluşturmaktadır.
Antibiyotik kullanımına yönelik ulusal kılavuzların eksikliği ve antibiyotik kullanımını şekillendirecek ulusal politikalar olmaması, antibiyotiklerin olumsuz tüketimine neden olan bir diğer etmendir.
Antibiyotiklere ilişkin eğitim yetersizliği tıp eğitimi sırasında ortaya çıkabileceği gibi mezuniyet sonrasında da görülebilmektedir. Tıp fakültesinden mezun olan hekimlerin de yıllar içinde oluşacak bilgi eksikliğinin mezuniyet sonrası eğitimlerle tamamlanması gerekmektedir.


ANTİBİYOTİKLERİN REÇETELENMESİ
Antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımı sadece kullanan kişiyi değil, tüm toplumu olumsuz etkilemekte, gereksiz kullanılan antibiyotikler bakterilerin direnç kazanmasına yol açarak insanları hastalıklara karşı çaresiz bırakmaktadır. Bu nedenle, kontrolsüz kullanımlarını önlemek için ülkemizde antibiyotiklerin reçete ile satılması zorunlu olup, resmi/ özel sağlık kurum ve kuruluşlarınca düzenlenen matbu, e-reçete veya elektronik ortamda kayıt altına alınan reçeteler ya da özel doktorların yazdığı reçeteler ile eczanelerden temin edilmektedirler.

Hastalara yazılan e-reçetelerde hastanın adı soyadı, T.C. Kimlik Numarası veya reçete tanzim tarihi ile birlikte MEDULA takip numarası/ e-reçete numarası/ protokol numarası yer almalıdır. Antibiyotikler için herhangi bir kurumdan gelir ve aylık alanlar ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerden %10, diğer kişilerden %20 oranında katılım payı alınır. (Ayrıca her bir reçete için; 3 kutuya kadar (üç kutu dâhil) temin edilen ilaçlar için 3 (üç) TL)  enjektabl formlar için kutu sayısına bakılmaksızın her bir kalem 1 kutu olarak değerlendirilir. Sağlık raporu ile belgelendirilmek koşuluyla Kurumun resmi internet sitesinde (www.sgk.gov.tr) yayınlanan “Hasta Katılım Payından Muaf İlaçlar Listesi” nde (EK-4/D) yer alan hastalıklarda, listede belirtilen ilaçlar için bu maddede belirtilen katılım payları uygulanmaz ve kutu/kalem hesabında dikkate alınmaz. Sistemik antibiyotikler SUT ta belirtilen esaslar çerçevesinde reçete edilerek eczanelerden temini halinde bedelleri ödenmektedir.

 

GENEL SAĞLIK SİGORTASI

 

Web Content Viewer Footer SGK

Actions
Loading...
Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Güvenlik Kurumu ©2016
 
Complementary Content
${loading}
${loading}
ibmCfg.controllers.navigation true true true
sharePage viewMorePage
ibmCfg.controllers.navigation
reorderPage
theme-toolbar utb-shelf
true true
wireInterface autoWiringManager